banner1

24 Ekim 2017 Salı

Sondakika Taşerona Kadro Açıklaması

Hayat sınavı unutturulmamalı

19 Eylül 2017, 19:00
Bu makale 40 kez okundu
Hayat sınavı unutturulmamalı
Mustafa Çevik

 Evet sınav başarılı ile başarısızı ayırmayı, liyakati belirleme imkanını verir bize. Daha adildir belki. Ama hiçbir sınavın tam olarak doğru insanı seçmeyi garanti ettiğini de ileri süremeyiz. Hep bir sorun vardır. Hep eksik kalan bir şeyler vardır.

Örneğin sınava eşit şartlarda hazırlanmış mıdır adaylar? Sınavda heyecanını yenemediği için başarısız olanları bilgisinden değil de heyecanından dolayı başarısız, dolayısıyla bilgisiz kabul eden sonuç adil midir? Örneğin iyi bir sınıf öğretmeni, iyi bir okul yönetimi ve ilgili bir ebeveyne sahip olmamak (ki bunlar bizim seçimimiz değil) sınav başarımızı olumsuz etkilemektedir, bu adil midir? Bunlar çoğaltılabilir. “İyi de çare nedir?” diye sorarsanız, şu: Her sınav ve her sınanan kişi biriciktir ve kendi özelinde değerlendirilmelidir. O nedenle her sınav gerekli etik titizlikle ve bağımsız bir yargıcın vicdani adalet duygusuyla yapılmalıdır derim. Öyle bir ortam var mıdır? Yok ama sınav yapmak da sınava girmek de her zaman bir ahlaki sorumluluk gerektirir. Çünkü toplumu ayakta tutan hukuktur, hukuku ayakta tutan da ahlaklı hâkimlerdir. Ahlaki olgunlaşmadan geçmemiş sistemin yaptığı sınavlar her zaman sorun olacaktır. Dahası mutsuz nesilleri üretmekten başka da bir işe yaramayacaktır. 
Şöyle ki: Aslında modern dünyanın örgütlü eğitim sisteminde sınavın her türlüsü insanı kontrol altında tutmayı amaçlar. Sınavı ciddiye alan herkes sınavın sonucunu değerlendirecek olan otoritenin kararından ve değerlendirmesinden çekinir. Buna göre iyi bir sınav vermek ister. İnsanlar eğer dağınık, duyarsız ve asi bir hayat içinde yaşıyorlar ise önce onları toplumsallaştırmalı, şehirleştirmeli. Bunun için de onları dağınık alanlardan dar bir alana almalı ve şehirlere kasabalara onları toplayıp yoğun bir meşguliyet alanına hapsetmek lazım. Böylece az düşünür çok üretim yaparlar. Tıpkı köy yerindeki tavuklardan çok üretim alamayan çiftçinin tavukları çiftliğe hapsetmesi gibi.
Tavuklar dar bir alana hapsedilince onları ilaçlarla rahatlatıp yumurta üretimi arttırılır. İnsan da asıl yaşaması gereken doğal hayatlarından ve ortamlarından uzaklaştırılıp şehirlerin ışıklarına ve stresli yaşamına mahkum edilir. Daha sonra da kurulu düzenleri için onların emeğinden ve bilincinden maksimum düzeyde ürün elde etmeye çalışılır. Ancak o kadar küstahtır ki bu despot ve zorba düzen onları sömürmek için bile yarıştırır. Adeta şunu söyler: Benim hizmetime girmek için önce layık olduğunuzu göstermeniz gerekir. Bunun için benim koyduğum sınavlardan başarıyla geçmeniz gerekmektedir. Ve bu amaçla hayatlarının her aşamasına sınav yerleştirir.
Eğitim süreci sınavdan ibarettir. Yaklaşık yirmi yıl süren eğitim sürekli olarak bir sınavı başarmak kaygısıyla geçiren bireyler artık tek amaç olarak sınavları geçip o sınavları yapan otoriteye ne kadar becerikli ve başarılı olduklarını kanıtlamayı hayatın amacı sanırlar. Beyin gücüyle ve yetenekleriyle kendini “efendilerine” beğendirmeye çalışan modern insan arenalarda güçleriyle savaşıp efendilerinin karşısında kendilerinin en büyük olduğunu kanıtlamaya çalışan Romalı gladyatörlere benzemektedirler. Efendilerin keyfi ve menfaati için çarpışan köleler arenadan her defasında sağ çıkmayı bilmek zorundaydı. Böylece ölüm yarışındaki başarıları onları toplum nezdinde yüceltip kahramanlaştırabilirdi. Bu mücadelelerinde eğer sağ kalabilirlerse bir gün emekli olma hakkını elde ederlerdi.
Köleleri savaştırarak eğlenmeye çalışan zihniyetin devamı olarak bu gün ki zihniyet de bitmek tükenmek bilmeyen bir sınav mücadelesiyle her bireyin kendisinin ne kadar iyi olduğunu kanıtlaması istenir. Bu sınavda temel hedef otoritenin kriterlerine uygunluğunu kanıtlamaktır. Eğer kişi otoritenin kriterlerine göre çok iyi olduğunu kanıtlarsa o kişi ödül olarak “iyi bir iş” ve onurlandırılmış bir yaşam ödülünü hak etmiş olacaktır. Böylece bütün eğitimin hedefe bürokratik ve ekonomik efendilere kendini sınav yoluyla beğendirmek olmuştur. Bu arada hayatın esas amacı olan, “Ben kimim?”, “Neden buradayım?” soruları unutulmuş ve kaçırılmış oluyor.
Oysa insan aslında bu hayata bir amaç için gelmiştir. Ve böyle yaşarken amacı ıskalarsa amacı yükleyen “ilahi otoriteyi” de unutmuş olur.
Evet yani insan eğer bu dünyada bir sınav amacıyla bulunmakta ise organize eğitimle yapılan sınavların bu “asıl sınavı” unutturduğu açıkça görülmektedir. Ve modern ulus devletler ve kapitalist sistemin ürünü olan eğitim yoluyla insan yaşamın merkezinden yaratıcıyı çıkarıp yerine kendisini, insanı, yani “Prometeus”u koymayı amaçlamaktadır. İnsanları her aşamada yoğun sınavlara boğarsanız, rekabeti benimser, erdemli yaşamı ikinci plana atıp hiçe sayarlar.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Seçim Barajı Düşürülmeli Mi?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
e-gazete
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV