|
SON DAKİKA
ŞEHİTLER ÖLMEZ, VATAN BÖLÜNMEZ
Güzel bir gündü yine, belli ki güneş bugün de tüm hünerlerini gösterecekti. Elimi yüzümü yıkayıp balkona attım kendimi, şükürler olsun dedim karşımda duran manzaranın maviliğine, göğsüme hapsettiğim oksijene. Gözlerimi kapayıp Dünya ve kalp gözüyle görebildiğim tüm güzelliklere şükür etmiştim ki bir sesle gözlerimi açtım. Hemen yan taraftaki askeri birlik sabah iştiması yapıyordu. Arada kalk borazanı sesiyle uyandığım, ardından yaylalar yaylalar türküsünü ritmik şekilde dinlediğim, vatan sana canım feda sözleri eşliğinde koşan askerlerden bu kez farklı bir ritim sözü yükseliyordu. Şehitler ölmez, vatan bölünmez… Akşam haberleri aklıma geldi , gözlerimizi yuvalarından fırlatan, yüreklerimize ateş düşüren şehit verdiğimiz 13 asker ve 7 yaralımız… Haber ajansları yazıyor, ateş Ağrı, Zonguldak, Samsun, Gaziantep, Şanlıurfa , Adana, Bursa, Konya, Erzincan, Ağrı’ya düştü. O ateş yalnızca bu illere, o ailelere, o anaların yüreğine düşmedi. O ateş Türkiye Cumhuriyeti ailesinin yüreğine düştü. ilk değildi bu olay da haber de. İlk olmayışı ilk gün ki gibi nasıl olur demekten alıkoyamıyordu insanı. Bizler 74 milyon kardeşiz derken bu kardeşliğe leke süren zihniyetin amacı ve yöntemi apaçık ortadaydı. Kimdi bunlar… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce alınan karar ve o günün hükümet ortaklarınca onaylanan kararla bugün değim yerindeyse paşalar gibi baktırılan Abdullah Öcalan isimli şahsın 1974 yılında kurduğu Kürdistan İşçi partisi, Kürtçe ifadesiyle Partiya Karkerên Kurdistan yani PKK mensuplarından başkası değildi. Türkiye'nin güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısını kapsayan bölgede bir devlet kurmayı amaçlayan ve bu amaçla söz konusu toprakların Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde kalan kısmına sahip olabilmek için güvenlik kuvvetleri, geçici köy korucuları ve sivillere karşı silahlı eylem yapan, yasadışı ve silahlı örgütün ideolojisi, Kürdistan diye tanımlanan, Kürtlerin de yaşadığı, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeydoğusu ve İran'ın kuzeybatısı arasında kalan coğrafi bölgede, bağımsız sosyalist bir Kürt devleti kurmak, hayalleri bu… Bu hayal doğrultusunda 1987 yılı 17 Ocak’ta Mardin Gerçüş’te bir köy baskınıyla 24 yıldır hayallerini gerçekleştiremeyecek olan kanlı faaliyetlerinin düğmesine basmışlardı. 1991-92 yıllarında özellikle güneydoğu bölgemizde bazı yerleşim merkezlerinde toplumsal kitle olaylarını da yönlendirip provake eden örgüt bu dönemden itibaren siyasi faaliyetlere de ağırlık vermiş, bu gün ki BDP’nin yani tam açılımıyla (sözde) Barış ve Demokrasi Partisi’nin temelleri atılmıştı. Bu gün bazı BDP’li vekiller kendilerini PKK mensubu olmaktan aklama çabaları içindeler. Mensubu olduğunuz, seçilirken destek aldığınız hatta ve hatta örgütlenerek seçim bölgelerinizde kimin kaç oy alarak meclis kapısını aralayacağınızın hesaplarını yaparken neden düşünmediniz sorusu geldi ilk aklıma. Diğer yandan ise pervasız bir duruş sergileyişleri akıllara durgunluk vermekte. Yemin etmeme ısrarları devam etmekte. %50 oy oranı ile Türk Siyaset tarihinin yanı sıra Dünya Siyasetinde de bir ilke imza atılmış, bir çok dünya ülkelerinin gıpta ile baktığı demokratik bir seçimden sonra meclise, istikrara ve topluma yönelik toplumu gerecek, kutuplaştıracak bir de yeni söylem ilan ediliyor, söylemin adı “Demokratik Özerklik”. 780.576 km2’ lik yüz ölçümünde hiçbir bölücü güç kabul edilmez, edilemez. Kurtuluş savaşı yıllarında yapılan savaşlarda dökülen kanlar neticesinde Milli mücadele ruhunun üstünlüğü ile yapılan Kars, Gümrü, Ankara, Mudanya antlaşmaları gereği sınırlarımız belirlenmiş ve son olarak yeni Türk devleti olan Türkiye’yi tüm dünya devletlerinin tanıdığı, belirlenen sınırlar dahilinde kalan azınlıkların Türk vatandaşı olduğu Lozan Barış Antlaşması ile sabitlenmiş olup, İtilaf devletlerince ve tüm Dünya ülkelerince kabul görmüştür. Şimdi sorarım, siz demokratik özerklik isterken Lozan’ı mı, Anayasayı mı, meclisi mi, bugün aldığınız nefesi borçlu olduğunuz ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün belirlediği milliyetçilik kavramını mı görmezden gelmek istiyorsunuz. Anlı açık gözü pek, kadın erkek bir çok kahramanla, toprak sulayan kanla kazanılan milli bağımsızlık ve egemenliğimizi hiçe sayan, hunharca, hak ve hukuktan uzak, haince planlanan ve uygulanan bu yönteme savaş, esir alınan askerlerimize savaş esiri tanımını koyan bu zihniyete tek bir sözüm var. Bu vatan Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Zaza’sıyla, Gürcü’süyle, Çerkez’iyle, Süryani’siyle, Roman’ıyla, Yezidi’yle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Ermeni’siyle, Yahudi’siyle, Rum’uyla “TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ”dir. Aksini iddia edenlere ne mecliste ne de 780.576km2’nin tek bir milimetresinde yer yoktur.
Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
|