G-302868

36- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

37- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

38- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

39- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

40- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

9- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

10- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

11- REKLAMI TIKLAYINIZ -->

12- REKLAMLARI TIKLA -->

17 Ekim 2018 Çarşamba

Emeklilik Yaşı Düşürülsün!

Sinestezik Duygular

22 Nisan 2017, 00:05
Bu makale 1779 kez okundu
Sinestezik Duygular
Gönül DOĞAN

Önce beni  benden aldı sonra kalbimi, umutlarımı, hayallerimi, sevinçlerimi ve mutluluğumu... Çırılçıplak kaldım hüzünlerim de... Boynum bükük, rüzgarlar esiyor şimdi üşüyen gecelerime... Kirpiklerimin penceresinden yorgun ırmaklar sızıyor... Bu gece giden yolların sessizliğinde hüznü yüklendim sırtıma beynimde geçen düşüncelerimi  size taşıyacağım.


İnsanın nefes almasını sağlayan yegâne etken düşüncedir. Biz bu düşüncelerin içinde yaşayıp, bu düşüncelerle var olup, düşüncelerle boğuşuyoruz. Bir insanın mutluluğu da hüznü de düşüncelerinin içindedir. Hayatın içindeki negatif yargılar, korkunun esiri altında oluşan kavramların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Zayıf ve güçsüz insanların mutlulukları çok kısa ve hüzünleri çok uzun süre aldığından, hayata karşı savunmasız oluyoruz. Bu korkak ve savunmasız insan topluluğunu yenmek için en önemli silah, insanın 'kendisini tanıması'dır. Bir insanın kendisini tanıması kadar başka bir güç yoktur. Gömleğini giyercesine bir kavramın içinde boğuluyorsa, o zaman o insanın gömleğini değil, bedenini yargılaması gerekir. .

                                                                            ∞

İnandıklarınla yaşarsın. Sonuçlar, neticeler, analizler önemli değildir inancına. Hep bir kavramdasındır. Çıkamayacağın labirentlerin içindesindir. Aşamayacağın handikaplar vardır önünde. Ama kime ne? Sen inandığınlasındır. .

Kaderini belirlersin kimi zaman. Kaderinlesindir, kaderini yönlendirirsin. İnancınla oluşturduğun kaderini seçersin. Tercihlerinin önemi yoktur, inancında. Hep bir yerlere koyup, bulmaya çalıştığın kavramları yönlendirirsin kaderine. İnancınla birleştirip oluşturduğun kaderindir, senin nefesin. Nefessiz kalırsın kimi zaman. Kaderini etkileyecek oksijeni bulamazsın. Bulduğun zaman da onunla bir olup onunla yok olursun. .

Bir tiyatro sahnesinde tiyatrocusundur. Kimi zaman yönetmen, kimi zaman senarist, kimi zaman da oyuncusundur. Seyircilerden aldığın alkışla varsındır. Seyirci olmadığı zaman hüzün, dolduğu zaman mutluluk yaşarsın. .

Hep görmek istediğin yeri yaratır, sana inancın. Bir geminin ucunda, bir masanın başında, bir köprünün asmasında ya da 'sessiz bir adada'. .


                                                                            ∞

 Mutluluk, deprem gibidir. İçten ve derinden etkiler insanı. O kadar hassastır ki ne olduğunu bile anlamadan bitmiştir. Çok kısa sürer. Çözemezsin bazen mutluluğunu. Bazen de ansızın gelir, kapar senin duygularını, hayatını. .

Yirmi saniyelik depremi yaşamın boyunca hissetmek istersin. Mutluluğunu ömür boyunca yaşamak ve mutluluğunla son bulmak istersin. Halbuki böyle bir şey imkansızdır ve bilirsin. .

Asıl olan depremi oluşturan fay hatlarını yakalamaktır. O zaman kah yaşatırsın depremleri, kah bitirirsin sevincini. .

Fay hatlarını yakalayamadın mı, yaşamın çıkmaza girer. Bulamazsın kendini, bilemezsin evreni, göremezsin mutlu kimseleri. .

Koyarsın fay hatlarını, yakalarsın yaşamın aslını. .

Bir çocuğun tebessümünde, bir ülkenin geçmişinde, bir kavramın kimliğinde, bir kadının gözlerinde ya da 'aşını koyduğun tasın içinde' . .

                                                                            ∞


 Yaşamı zor kılan yüzlerdir aslında. Zordur, bir çehreyle, bin çehrenin içinde dolaşmak. Zordur, çehreni temiz tutmak. Zordur, çehrenin içine kapanmak. .

Kirli dünyanın içinde milyonlarca kirli yüz vardır. Korku dolu yüzler vardır, her şeyden kaçan, saklanan. .

Hayatın içindedir bazen korkulu yaşamın yansıları. Korku doludur, çehreler. Bilirsin korkunun yansımasını. .

Bazen de öyle yüzler vardır ki hayatın kırbaçladığı yaralar etkilemeden, kirlenen çehresinin içinde saklar, aydınlık yüzün yansımasını. Hayat hep; kirlettiğini zanneder, kazandığını zanneder. Ama kaybeden hep o kirli hayattır. Yıkamaz o temiz gözleri, temiz yüzleri, temiz yüreği. .

Kirlenmemiş gözlerin bir gün elbet görür, kirlenen hayatın içindeki temiz kalan kimseleri. .

                                                                            ∞
 Olumsuzlukla geçer hayatın. Gözlerinde hep 'eksi' yönler vardır. Negatifliktir senin felsefen. Olumlu düşünemezsin. Kabullenmeyen bir dilin, mutluluğu görmeyen gözlerin vardır. Hep arzularsın, hep istersin ve hep hayal kırıklığına uğrarsın. Şükür diye bir kelime senin literatüründe yoktur. Hep olmayacak şeyleri hayal eder, temeli bozuk hedefleri inşa edersin. Gönlündeki insanı koyarsın hayatının merkezine. Merkezini işgal edersin. Hayatına ihanet edersin. Hayallerine hakaret edersin. Hedeflerini yerle bir edersin. Hayatındaki insandır senin için önemli olan. O vardır ve o yoktur. O olmayınca - o gidince, sen de gidersin. Acı çekersin ve bazen bundan zevk duyarsın. 'Aşk ağlatır' diye kendi kendini kandırırsın. Halbuki seni durduran etkendir, göremezsin, görmezsin. . Hayatını bazen tekrardan başlatmak gerekir.  Bazen beyin unutur acıları, kalp hatırlar. Bazen de kalp unutur, beyin hatırlar. Kısır döngüde yuvarlanıp gidersin. Hayat seni yormaz, sen 'yordu' diyip acı çekersin. .

                                                                            ∞

 Bazen sessiz kalırsın. Kimseler olmaz yanında. Görmez kimseler seni. Duvarlar bile dinlemez. Çaresiz olduğunu zannedersin, halbuki en güçlü dakikalarındır o vakit. Kendinlesindir. Kendini dinlersin. Uzayda bir varlık olduğunun farkındalığını sağlar bu yalnızlık. Kimseye muhtaç değilsindir. Kah ağlarsın bir hiç uğruna kah gülersin boşu boşuna. .

Kavramları çözmeye çalışırsın, hepsi senden uzaklaşır. Görünmek istemezler. Hep kaçarlar. Çözemediğin kavramlar da seni çözmeye çalışır. Onlar da seni çözemezler.

O dört duvar arasındadır senin dünyan. Düşünürsün ve yaşarsın. Gerisi seni ne ilgilendirir ki? Bazen ufak bir camın içerisinden gelen soğukluktur, acıların. Bazen de güneşin vurduğu duvardan gelen sıcaklıktır, mutluluğun. Karar veremezsin, hangisinin seni derinden etkilediği. .


Hangisidir bilinmez doğru zaman, dört duvar arasındaki yalnızlıktır, insanı 'kavi' kılan. .

                                                                            ∞

 

 Durduramadığın hayat, seni durdurur. Durdurur, kimi zaman gülüşünü. Kimi zaman da nefesini. Nefessiz kalırsın kimi zaman. Hayata isyanla bakarsın. Öyle zaman gelir ki dört duvar arasında çaresizce kalırsın. Aslında her şeyin vardır, arabaların, evlerin, elde ettiğin kadınlar. . Ama hep bir şeyler eksiktir yaşamında. Hep doyumsuz ihtiyaçlarla boğulursun. Doymazsın, hep istersin; elde edersin ama doymazsın, doyamazsın. Göremezsin 'doyan' insanları. Göremezsin 'mutlu' insanları. Göremezsin hayatı 'durduran' insanları. Duran beynini kontrol edemezsin. Hayat seni sürükler, hayata isyan edersin. Hep mutsuzsundur. Yirmi saniye süren 'mutluluk' depremlerini arar gözlerin. Bulamazsın fay hatlarını. Saçma sapan depremler yaratırsın. Ufak tebessümler senin için büyük kahkahalara neden olur. Gülme kavramanı çözemezsin. Tebessümleri ararsın yıllarca, hayatın boyunca bulamadığın mutluluğa hasret kalırsın. Bilmezsin hayatını durduran etkenleri. . Durduramazsın hayatı. .

 Verilen bir ışığın aydınlığında yaşarken, görmez belki gözlerin karanlıktaki gözleri. Aydınlığın parıltısından şikayet edip durursun belki. Kim bilir tutunacak dalları bile kesersin kökünden. Kazanma hırsın vardır belki de, belki de bir avuç toprak sana yetmez, kurutursun kökenini yetimsiz insanların ceddini. Olmaz, yetmez şikayet edip durursun. 'Ah ulan o kızın gözleri, vah ulan şu çocuğun kalbi' diyip verilen tiyatro sahnesinde 'dramı' oynarsın. Görünmez sana gerçekler, gerçeklerden kaçarsın.
                                                                           ∞

 Sessizliğinin arasındaki dileklerinle yaşarsın. Güzel günlerin gelmesini dilersin bazen. Her tarafında ağrılar ve acılar vardır. Hep bir şeylerin değişmesini beklersin. Siyah ve beyazdır tüm ekranlar…




 "Aşk, ruh ve bedenin birleşmesidir. Kenetlenmesidir. Tamamlanmasıdır. .

Başkalaşmadan, standartlaşmadan kavuşmasıdır. .

Eğer yoksa bir birleşme, kenetleşme; ne aşktan bahsedersin, ne de ruhtan. Yoktur, birinin eksik olmasında 'kenetlenme'. .

Öpersin bazen ruhun olmadan, yoktur orada ne aşk, ne sevgi. Tutarsın hissetmeden elleri, bedeni. ."

                                                                       ∞

Aşk, beynin çalışmamasıdır. Bilmem belki de karşılıklı beyinlerin çalışmasıdır, tamamlamasıdır. Plan, proje gerektirmez. Önceden konumlar, istekler belirlenmez. Duygu neyi gerektiriyorsa, öyle hareket edilir, öyle belirlenir. 'Bunu yapalım, şuna karar verelim' dedin mi aşktan uzaklaşırsın. Beyin devreye girer. Duyguları kaybedersin. Öyle hassastır ki bilir senin hislerini kaybettiğini. Kime kalbini verip veremeyeceğini bilir 'aşk.' Herkese aşık olamazsın. Kalp gitmez, istemez herkesi. Beyin değil, duygular muhakeme yapar. Hisler arzular, hisler karar verir. .

Beyin çalışmadığı vakit, aslında yoksundur. Benliğinden, kimliğinden bahsetmen imkansızdır. Başka ideaların içinde kaybolursun. Çip takman gerekir. Mıknatıslı hayata başlamalısındır. Ama aşk öyle bir duygudur ki kalbini paylaştığın insandır senin beynini çalıştıran. Seni yönlendiren hislerdir ayakta tutan. Kararlar, duygulara bakar. Kimi zaman kalp gözünü dinler. Kimi zaman da tendeki 'doku'yu dinler. .

Zaman, mekan kavramları uzaktır aşkta. 'Nerede, Ne zaman?' soruları yoktur. Tenin nereyi istiyorsa oradasındır. Kalbin nerede çarpıyorsa o mekandasındır, o şehirdesindir, o zamandasındır. .

Medeni haline bakmaz 'aşk', bilmez 'evli mi, bekar mı, ilişkisi var mı' diye konumunu. Bazen bilirsin medeni halini, ama yine de gidersin o kalbin, o tenin peşinden. .

* Bu duyguları hissettiren bir insanla birlikteysen; ne geçmişin önemlidir, ne de geleceğin. Ne medeni halin önemlidir, ne de konumun. .."                                                               




GÖNÜL DOĞAN

    Yorumlar

26- REKLAMI TIKLAYINIZ -->
SON YORUMLAR
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
Sitemizi Beğeniyor Musunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
3- REKLAMI TIKLAYINIZ -->
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SAYFALAR
e-gazete
  • Güne Bakış Gazetesi - 16 Mayıs 2018 Manşeti
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV
6- REKLAMI TIKLAYINIZ -->