Uzun yıllar geçti beyaz örtüye hasret kalışımız bu hasretimize sebep bazen yanı başımızdaki Dünyanın en büyüklerinden olan Atatürk barajını bazen de değişen dünya iklimini bahane gösterirdik.
Yağan kar üstünü örttü. Evlerimize kapanıp onunla cam arkalarından bakışarak, elini tutmaya çekinerek arkadaşlık yapmaya çalışıyoruz. Sıcak, demli bir çay ya da bir fincan kahve ile özlemini duyduğumuz dostla uzaktan da olsa maziye mini bir yoluculuk yaptık birçoğumuz.
Büyüklerimizden duyardık hep Kar’ın yağdığı senenin sonrasında hep bereket vardır diye bu bile sevincimizin katmerleşmesi için yeterli bir neden olsa gerek. Öyle olmazsa Edebiyatta bolca yer verilir miydi kar yağışlarına.
Tüm karanlığı, tüm soğukluğu, tüm zorluğuna rağmen kar şehrin üstüne düşmeye başladığında bizi, çocukluktan kalma tuhaf bir bilinmezliğin büyülü dünyasında geçici bir yolculuğa çıkarır. Vasfi Mahir Kocatürk bir dörtlüğünde bunu çok güzel anlatır,
Gel biz de şöyle kocaman
Bir kardan adam yapalım
Eğer düşmekten korkmazsan
Buzun üstünde kayalım
Açın kar girsin yüreğinize. Temizlensin günahın isinden pasından diye kalpler… Kar geldi, iyi de etti. Bu hafta şehrimize inen kar yüreklere su serpti. Hasretimizi bir nebze de olsa dindirdi. Ona bakınca benliğimde yoğunlaşan duygularım birbirine girdi. Bu beyazlık, bu saflık, bu gösteriş ne kadar da iyi geldi kararan ruh halime bir bilseniz…
Kar yağınca şımaran toprak bir anda kendine gelir, insan özünü hisseder, sular coşar. Arınmak gelir içinden insanın, kem düşüncelerden, düzenbazlıklardan ve aykırı davranışlardan… Kar, bir şefkatli öpücük sıcaklığında. Temizlik görevlisi gibi, içimizi, dışımızı, dünyamızı, semamızı temizleyen…
Geçmişimize bir yöneliş hepimize farklı bir hikâye armağan eder kar. Kartopu gibi büyüyen Hayallerimizi seçerken, iyi bir rehber olarak karşımızda duruyor kar.
Hikâye anlatır nini nini. Unutulmaya yüz tutmuş hikâyelerimizi önümüze serer.
Mazimizde kendimizi hissederiz. Üşürüz belki ama sonrasında ısınırız gözyaşlarımız inceden inceye yağmaya başlar. Hayaller, düşler ve kar üzerinde yürümenin mutluluğu birbirini sarmalar. Alıp gideriz başımızı düşünen kalbimiz, akleden yüreğimiz oluverir. Nedensiz sevinç nedensiz kederler kuşanırız farkına bile varmadan.
Tıpkı üstat’ın dediği gibi…
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden…
Neresinden bakarsanız bakın farklı bir mevsim kış mevsimi hele birde karla süslenince tadına doyumu imkânsız bir hal alıyor. Her ne kadar yakacak ve yiyecek ekmeği olmayan milyonlarca insanı unutsak bile…